Araştırma

Karpal Tünel Sendromu-Metabolik Sendrom İlişkisi

10.4274/BTDMJB.galenos.2019.20181227115429

  • Şule Umut Aydemir
  • Aysel Tekeşin
  • Ahmet Yıldırım

Gönderim Tarihi: 27.12.2018 Kabul Tarihi: 09.05.2019 Med J Bakirkoy 2019;15(3):250-258

Amaç:

Karpal tünel sendromu (KTS) tanısı klinik bulgular, fizik muayene ve elektromiyografi (EMG) ile konur. Vücut kitle indeksi (VKİ) KTS gelişiminde önemli bir risk faktörüdür. Diyabet, hipotroidi, hormon replasman tedavisi, kortikosteroid kullanımı gibi birçok faktör KTS’ye sebep olmaktadır. Metabolik sendrom bileşenleri KTS nedenleri olarak birbiri ardına bildirilmiştir. Ancak, metabolik sendrom ile KTS arasındaki ilişkiye dair az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, metabolik sendrom ve KTS ilişkisini ortaya koymayı amaçladık.

Yöntemler:

Çalışmamız EMG laboratuvarımıza KTS ön tanısı ile elektrofizyolojik olarak KTS tanısı verifikasyonu için gönderilen 160 (30 erkek ve 130 kadın) sağ el dominant hasta üzerinde yapıldı. Hastalar 2005 Uluslararası Diyabet Vakfı metabolik sendrom tanı kriterlerine göre metabolik sendromu olanlar ve metabolik sendromu olmayanlar olarak iki gruba ayrıldı. Tüm hastalarda yaş, cinsiyet, dominant ve etkilenen el, boy, kilo kaydedildi. Elektrofizyolojik değerlendirmeye göre hafif, orta ve ağır olarak gruplandırılan hastalarda metabolik sendrom ile KTS arasındaki ilişki istatistiksel olarak karşılaştırıldı.

Bulgular:

Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalaması 46,49±11,75 yıl olup 130’u (%81,3) kadın idi. Tüm hastaların VKİ ortalaması 29,80±5,28 dir. %58,8 (n=94) hastaya metabolik sendrom tanısı konuldu. Elektrofizyolojik olarak KTS tanısı alan 110 hastalanın 83’ünde (%75,5) metabolik sendrom mevcuttu. Elektrofizyolojik olarak KTS saptanmayan 50 hastanın 11’inde (%22) metabolik sendrom bulundu. KTS ile metabolik sendrom arasında anlamlı ilişki saptandı.

Sonuç:

Sonuç olarak metabolik sendrom, elektrofizyolojik olarak KTS saptanan hastalarda daha yüksek orandadır. KTS saptanmış olan obez hastalarda KTS’ye yönelik uygulanabilecek tedavinin dışında hastalarda metabolik sendrom tanısı olabilme riski akılda tutulmalı hastaya doğru yönlendirilme sağlanmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Karpal tünel sendromu, metabolik sendrom, vücut kitle indeksi

GİRİŞ

Medyan sinirin el bileğinde karpal tünel içinde kompresyonu sonucu meydana gelen klinik tabloya karpal tünel sendromu (KTS) denilmektedir. KTS en sık karşılaşılan tuzak nöropatisidir (1,2).

KTS genellikle 3-5. dekadlar arasında görülür. Kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha sık görülür (3). Yapılan çalışmalarda genel popülasyonun %0,1-0,5’inde KTS’ye rastlandığı bildirilmiştir (4-6). En sık, nedenin bulunamadığı idiyopatik formda görülür (1,7,8). Bilinen başlıca risk faktörleri; kadın cinsiyet, obezite ve diyabettir. Yüksek vücut kitle indeksi (VKİ) KTS gelişiminde önemli bir risk faktörüdür (9).

İlk olarak dominant el tutuluşu olsa da bir süre sonra iki elde belirtiler ortaya çıkar (10). Erken dönemlerde hastayı uykudan uyandıran, elden başlayıp ön kol ve omuza yayılan eli sallamakla hafifleyen parestezi ve ağrılar, daha ileri evrelerde tenar güçsüzlük ve tenar atrofiler görülür (10). KTS’de tanı; semptomlar, fizik muayene bulguları ile bu bulguların elektrofizyolojik olarak onaylanmasına dayanır.

Metabolik sendrom (MetS); abdominal obezite, aterojenik dislipidemi, yüksek kan basıncı, insülin direnci veya glukoz intoleransı, protrombotik ve proinflamatuar durum ile karakterize bir endokrinopatidir (11). Sendromun hem kendisi hem de komponentleri kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörüdür (12).

Ülkemizde yapılan “Türkiye’de Erişkinlerde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri Sıklığı (TEKHARF)” çalışmasına göre, MetS prevalansı 1990 yılında %24,4 iken, 2000 yılında %36,2’ye yükselmiş ve 2009-2011 verilerine göre, MetS sıklığı geride kalan on yıl içerisinde önemli ölçüde artmaya devam etmiştir: Kırk yaş ve üzeri nüfusta erkekte %49,8, kadında %54,5 olarak bulunmuştur (13). Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıklığı giderek artmaktadır.

Literatürde MetS ile KTS birlikteliğini inceleyen  az sayıda yayın bulunmaktadır. Biz bu çalışmada klinisyen tarafından KTS ön tanısı ile elektromiyografi (EMG) laboratuvarına yönlendirilen hastalarda, MetS ile KTS arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık.


YÖNTEM

Çalışma, Eylül 2011-Kasım 2011 tarihleri arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Poliklinik’lerine başvuran, klinik olarak KTS ön tanısı alan ve EMG laboratuvarına KTS tanısının elektrofizyolojik olarak doğrulanması için yönlendirilen,  20-70 yaş aralığında, 30’u erkek ve 130’u kadın olmak üzere toplam 160 hasta üzerinde yapıldı. Çalışma için tüm hastalardan bilgilendirilmiş onam formu  alındı ve  İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden  karar no: 146 ile etik kurul onayı alındı.

KTS’ye yönelik klinik değerlendirme testleri, nörolojik muayene bulguları,  laboratuvar testleri, hastalara ait  yaş, cinsiyet, bel çevresi, tansiyon arteryel ölçümleri, kilo ve boy bilgileri kayıt edildi.

Yapılan çalışmada kullanılan KTS tanısal parametreleri: Elde hissizlik, parestezi; medyan sinir dağılımında semptomların ortaya çıkması; el pozisyonunu değiştirmekle semptomların azalması; uyku ile semptomların provoke olması; elde, kolda ağrı; el veya kolun tekrarlayan veya sürekli hareketi ile semptomların provoke olması; el sallama ile semptomların azalması; medyan sinir dağılımında duyu kaybı; tenar kas atrofisi veya güçsüzlük; Tinel veya Phalen test pozitifliği olarak alınmıştır (14).

Dışlama kriterleri: Gebelik; B12 vitamin değeri düşüklüğü; el bileği travması veya cerrahi operasyon öyküsü; hasta yaşının 20’den küçük veya 70’ten büyük olması; medyan siniri etkileyebilecek diyabet, kronik böbrek yetmezliği, gut, romatoid artrit, tiroid, akromegali hastalıkları gibi sistemik hastalıkları olanlar; polinöropati, torasik outlet sendromu, pleksopati, servikal diskopatinin  olması; kardiyak pacemaker, eski anevrizma klipsleri, aortik kapak, yeni stent takılanlar; steroid kullanımı olan hastalardır.

Çalışmaya dahil edilen hastaların kilogram cinsinden ağırlık değeri, metre cinsinden boy ölçümünün karesine bölünerek VKİ hesaplandı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği şekilde zayıf, normal kilolu, fazla kilolu ve obez olarak tanımlandı.

Çalışmaya dahil edilen tüm hastalar, Uluslararası Diyabet Vakfı (UDV) 2005 MetS tanı kriterlerine göre iki gruba ayrıldılar. MetS tanı kriterlerini doldurmayan 66 olgu “MetS (-)”, MetS tanı kriterlerini dolduran 94 olgu “MetS (+)” olarak tanımlandı.

Çalışmada Nihon Kohden MEB-9400K (Nihon Kohden, Korp, Tokyo, Japonya, 2011) sistemi kullanıldı. EMG laboratuvarımızda filtre ayarı motor iletim çalışmaları için 20 Hz ile 10 kHz arasında, stimülasyon sıklığı 1 Hz ve stimülasyon süresi 0,2 msn; duyu iletim çalışmaları için filtre ayarı 20 Hz ile 2 kHz arasında, stimülasyon sıklığı 1 Hz ve stimülasyon süresi 0,2 msn olarak ayarlanmıştır. Rutin EMG incelemelerinde olduğu gibi prosedür boyunca oda sıcaklığı ortalama 25 derece ve deri sıcaklığı 31-34 °C arasında tutulmuştur. Elektrofizyolojik incelemelerimizde Amerikan Elektrodiagnostik Tıp Derneği önerileri dikkate alınmıştır (15).

Rutin EMG incelemelerinde olduğu gibi çalışma boyunca üst ekstremite sinir iletim çalışmaları, bir sabit akım uyarıcısı ve yüzey elektrod kaydı ile supramaksimal perkütan stimülasyon standart teknikler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Medyan ve ulnar duyu iletimleri sırasıyla 2. ve 5. parmaklara kayıt elektrodları, el bileğine uyarıcı elektrod yerleştirerek antidromik olarak ölçülmüş, ayrıca 4. parmaktan medyan-ulnar tepe latansı kaydı yapılmıştır. Medyan sinir motor iletim çalışmasında abdüktor pollisis brevisten, ulnar sinir motor yanıt için abduktor digiti minimi kasından kayıt alınmış; distal latans, amplitüd ve sinir iletim hızları hesaplanmıştır.

Tüm olgularda her iki el çalışılmış olup elektrofizyolojik olarak hastalar aşağıdaki kriterlere göre sınıflandırılmıştır.

Hafif Karpal Tünel Sendromu: Uzamış (mutlak veya göreceli) medyan duysal latans ± medyan duysal sinir aksiyon potansiyeli amplütüdünün normal sınırın altına düşmesi,

Orta Karpal Tünel Sendromu: Uzamış medyan duysal latans ve (mutlak veya göreceli) uzamış medyan motor distal latans,

Ağır Karpal Tünel Sendromu: Uzamış medyan motor ve duysal distal latans ile birlikte medyan bileşik kas aksiyon potansiyeli düşüklüğü veya yokluğudur.

Karşılaştırmalar MetS varlığına/yokluğuna, MetS tanı kriterlerine, KTS ön tanılı olguların semptom ve muayene bulgularına, yaşa, cinsiyete, VKİ’ye, elektrofizyolojik olarak KTS varlığı/yokluğuna, elektrofizyolojik olarak KTS saptanan olguların KTS şiddetine göre hasta ve el bazında yapıldı.


İstatistiksel Analiz

Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için Number Cruncher Statistical System (NCSS) 2007&Power Analysis and Sample Size (PASS) 2008 Statistical Software  (Utah, USA) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların (ortalama, standart sapma, frekans, oran) yanı sıra normal dağılım gösteren parametrelerin iki gruba göre değerlendirmelerinde Student t-test; 3 grup ve üzerinde olan gruplar arası karşılaştırmalarında Oneway Anova test ve farklılığa neden çıkan grubun tespitinde Tukey dürüstçe anlamlı fark test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise ki-kare testi, Yates Düzeltmeli ki-kare test ve Fisher’s Exact test kullanıldı. Anlamlılık p<0,05 ve p<0,01 düzeyinde değerlendirildi.


BULGULAR

Çalışma, Eylül 2011-Kasım 2011 tarihleri arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi EMG Laboratuvar’ına KTS ön tanısı ile yönlendirilen toplam 160 olgu üzerinde yapılmıştır. Olguların demografik verileri Tablo 1’de gösterilmiştir.

Yapılan ikili karşılaştırmalar sonucunda KTS saptanmayan olguların yaşları ortalamasının tek ve çift taraflı KTS saptanan olguların yaşları ortalamasına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görülmüştür (p=0,002, p=0,003, p<0,01).

Olguların %58,8’inde (n=94) MetS saptanmıştır. Elektrofizyolojik olarak KTS saptanan 110 (%68,8) olgu mevcuttur. Olguların %11,3’ünde (n=18)  sadece sağ tarafta;  % 3,1’inde (n=5) sadece sol tarafta ve %54,4’ünde (n=87) bilateral KTS saptanmıştır.

KTS ile MetS görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,01); elektrofizyolojik olarak KTS saptanan olguların 83’ünde (%75,5) MetS görülmüştür. Elektrofizyolojik olarak KTS saptanmayan olguların 39’unda (%78) ise MetS saptanmamıştır (Tablo 2).

Ayrıca ellerde MetS varlığına göre KTS varlığı değerlendirmeleri Tablo 3’te gösterilmiştir.

MetS (+) olgularda, KTS varlığı ve yokluğunun demografik verileri karşılaştırıldığında  yaş ortalamaları ,cinsiyet durumları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Olguların tümü incelendiğinde; cinsiyete göre KTS görülme oranları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,01). 

Olguların KTS semptom ve muayene bulguları Tablo 4’te gösterilmiştir.

Elektrofizyolojik olarak KTS saptanan KTS (+) olgulardaki parestezi oranı, medyan sinir dağılımında semptomun ortaya çıkma oranı, el pozisyonunu değiştirmekle semptomda azalma gözlenme oranı, gece uyuşması, el-kol ağrısı ve iş sırasında şikayette artma görülme oranı, el sallama ile şikayette azalma oranı ve Tinel veya Phalen test pozitifliği; KTS görülmeyenlere göre anlamlı düzeyde yüksektir (p<0,05) (Tablo 5). Medyan sinir dağılımında duyu kaybı ve tenar kas atrofisi veya güçsüzlük KTS (+) ve (-) olgularda anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05) (Tablo 5).

MetS (+) olgular ile MetS (-) olguların yaş, kilo, boy, bel çevresi, VKİ,  kilo artım oranları ortalamaları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,01). MetS gözlenme durumuna göre olguların cinsiyet dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05) (Tablo 6).

Tüm  grupta MetS bileşenlerinin cinsiyetlere göre sıklığı ve dağılımı  Tablo 7’de gösterilmiştir.


TARTIŞMA

mlarına daha duyarlı olmaları veya erkeklerin KTS semptomlarını daha iyi tolere edebilmelerinden kaynaklandığını belirtmişlerdir. Bizim çalışmamızda da literatürle uyumlu olarak kadın cinsiyet baskındı. MetS (+) ve MetS (-) hasta grupları içerisinde ayrı ayrı karşılaştırmalar yapıldığında, MetS (-) kadın olgularda KTS görülme oranı erkek olgulardan anlamlı düzeyde yüksek saptanırken, MetS (+) olgularda cinsiyete göre KTS görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır.

Otuz yaş üzerinde olmanın KTS riskini artırdığı konusunda genel uzlaşı vardır (19,21,23,24). Balcı ve ark. (25), 2005 yılında yapmış oldukları çalışmada KTS tanılı hastaların MetS (+) ile MetS (-) grup arasında cinsiyet ve yaş açısından karşılaştırmalarında anlamlı farklılık saptamamışlardır. Aykaç’ın (26) 2010 yılında yaptığı çalışmada da KTS varlığı açısından cinsiyete göre KTS görülme oranları arasında fark bulunmazken; MetS (+) ve MetS (-) hastaların yaşları ve cinsiyetleri arasında da farklılık görülmemiştir. Bizim çalışmamızdaki hastaların yaşları 20 ile 69 arasında değişmekte idi. KTS (-), tek taraflı KTS (+) ve iki taraflı KTS (+) hasta gruplarının yaş ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. KTS varlığında yaş ortalaması yüksek çıkmaktadır. Çalışmamızda 94 MetS (+) ve 66 MetS (-) hastanın yaşlarına bakıldığında MetS (+) olguların yaş ortalaması MetS (-) olgulardan anlamlı derecede yüksek saptanmış, cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. MetS (+) olgularda, KTS’ye göre yaş ve cinsiyet açısından yapılan karşılaştırmalarda anlamlı farklılık saptanmazken; MetS (-) olguların KTS’ye göre yaş ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. KTS saptanmayan olguların yaşları ortalaması tek ve çift taraflı KTS saptanan gruba göre anlamlı düşük saptanmıştır. Tek ve çift taraflı KTS (+) olguların yaşları arasında da farklılık bulunmamıştır. MetS (-) olgularda KTS’ye göre cinsiyet açısından farklılık saptanmamıştır.

KTS’li hastaların %59-87’si bilateraldir (27). Bozkurt (28) yaptığı çalışmada bilateral tuzak nöropati görülme sıklığı %58 olarak belirtilmiştir. Gündüz ve ark.’nın (29) yaptığı çalışmada KTS’nin bilateral görülme oranının klinik olarak %87, elektrofizyolojik olarak ise %50 kadar olduğu bildirilmektedir. Literatürde sağ tarafta sola göre daha sık KTS geliştiği bildirilmektedir (30). Padua ve ark.’nın (31) yaptıkları çalışmada sağ/sol oranı 1,8/1 olarak saptanmıştır. Gündüz ve ark.’nın (32) yaptıkları çalışmada %22,95 sağ, %14,75 sol taraf tutulmuş iken %62,3 hastada bilateral KTS bulunmuştur. Bizim çalışmamızda da literatürle uyumlu olarak %11,3 (n=18) sadece sağ elde , %3,1 (n=5) sadece sol elde ve %54,4 (n=87) bilateral KTS saptandı.

Üst ekstremitede parestezi şikayeti olan hastaların büyük çoğunluğu KTS ön tanısı almaktadır. Anamnez ve fizik muayene sonrası KTS tanısı yüksek oranda sensitivite ve spesifiviteye sahip olan elektrodiyagnostik testlerle teyit edilmektedir. Sinir basısının derecesine ve diğer etmenlere bağlı olarak KTS’li olgularda standart duyu muayenesi %20-50 oranında normal kalabilir (33).

Tinel ve Phalen testleri KTS’nin tanısında kullanılan provokatif testler arasında en yaygın olarak kullanılan testlerdir (34). KTS’li hastalarda Tinel test pozitifliğinin %8-100 arasında bulunabildiği bildirilmiştir (35). Phalen testinin yayınlanan çalışmalarda KTS’li hastalarda %10-88 arasında pozitif olarak saptandığı bildirilmektedir (35). Bu testlerin duyarlılıkları için literatürde bildirilen sonuçların değişkenlik göstermesinin nedeninin uygulama tekniğinin farklılığından kaynaklanabileceği belirtilmiştir (36).

Bizim yaptığımız çalışmada, 160 olgunun %89,40’ında el ya da kolda ağrı, %84,40’ında parestezi, %74,4’ünde el pozisyonunu değiştirmekle semptomlarda azalma,  %69,40’ında iş sırasında şikayette artma, %68,10’unda geceleri elde uyuşma, %65,60’ında eli sallama ile şikayette azalma, %51,90’ında medyan sinir dağılımında semptomların ortaya çıkması, %28,10’unda ise Tinel ve/veya Phalen test pozitifliği, %4,40’ında medyan sinir dağılımında duyu kaybı, %4,40’ında tenar kas atrofisi veya güçsüzlük gözlenmiştir.

Klinik olarak KTS semptom ve bulgularına sahip bir grup hastada rutin elektrofizyolojik çalışmalar normaldir. Bu grup, KTS’li hastaların yaklaşık %10-25’ini oluşturur (37,38). Bizim çalışmamızda semptomatik grupta %31,3 oranında elektrofizyolojik testler normal çıkmıştır. Tinel ve/veya Phalen test pozitifliği KTS (+) olgularda anlamlı düzeyde yüksektir (p<0,01).

Ulusal Kolesterol Eğitim Programı / Yetişkin Tedavi Paneli-3 MetS tanı kriterlerine göre MetS sıklığı ABD’de erişkinlerde %24, TEKHARF çalışmasına göre erkeklerde %31, kadınlarda %43 (genel %36,2); Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) taraması sonuçlarına göre erkeklerde %31,4, kadınlarda %46,4 (genel %41,3); metabolik sendrom prevalansı sonuçlarına göre erkeklerde %28, kadınlarda %41 (genel %35) ve bizim çalışmamızda ise erkeklerde %43,3, kadınlarda %62,3 (genel %58,8) bulunmuştur (13,39-41). Bizdeki yüksekliğin nedenleri irdelendiğinde poliklinik hastalarımızın genel olarak yaş ortalamasının yüksek olması, zaten hipertansiyon (HT) ve/veya dislipidemi tanılarının mevcut olması ile açıklanabilir. Kadın popülasyonumuzun ağırlıkta oluşu ise bu yaş grubu erkeklerin daha çoğunlukla çalışıyor, kadınların ise genellikle herhangi bir işte çalışmıyor oldukları için fazla başvuru ve takibe geldiklerini düşündürmektedir. Ayrıca bu oranların yüksekliği bizim araştırmamızın temelini oluşturan KTS ile MetS birlikteliğini desteklemektedir. MetS bileşenlerinin sıklığı TEKHARF ve TEMD çalışmalarında HT için sırasıyla %89 ve %89,4 bulunmuş olup çalışmamızda tüm grupta %36,9; MetS (+) grupta ise %58,51 olarak bulunmuştur (13,40). Sistolik ve diyastolik tansiyon arteriyel ölçümlerindeki düşüklük kontrol altındaki hipertansif grubun yanlış negatifliği nedenli olabilir. Yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol düşüklüğü sırasıyla %92, %71,6 ve çalışmamızda %59,4; MetS (+) grupta ise %79,78 bulunmuştur. Tiroglobulin yüksekliği sırasıyla %68, %69,4’e karşılık çalışmamızda tüm g rupta %37,5; MetS (+) grupta %57,44 bulundu. Abdominal obezite sıklığı sırasıyla %74, %82,7 bulunurken çalışmamızda %82,5; MetS (+) grupta %97,8 bulundu. 2005’te UDV tarafından yayınlanan MetS tanı kriterlerinde abdominal obezite tanı için gerekli kılınmış, abdominal obezitenin insülin direnci ile çok iyi korelasyon gösterdiği ve bu nedenle zahmetli insülin direnci ölçümlerinin gerekli olmadığı söylenmiştir (42).  Hiperglisemi sıklığı TEKHARF çalışmasında %17, TEMD çalışmasında %48,8 iken çalışmamızda %47,87’dir. Bu oran TEMD çalışmasıyla uyumludur (13,40).

MetS kriterlerinden bir tanesi olan obezitenin KTS’de bağımsız bir risk faktörü olduğu bilinmektedir. KTS grubunda VKİ değerini anlamlı olarak yüksek bulan çalışmalar mevcuttur (43). Ayrıca Werner ve ark.’nın (44)  yaptığı çalışmada, obezitenin KTS için bir risk faktörü olduğu tespit edilmiştir, ancak VKİ değerinin artmasıyla KTS şiddetindeki artış arasında bir ilişki gösterilememiştir. Çolakoğlu ve ark. (45), yaptığı çalışmada hafif ve orta şiddetli KTS’li hastaların VKİ’leri ile KTS şiddeti arasında bir ilişki bulunamamasına rağmen özellikle şiddetli KTS’li hastalarda VKİ’nin anlamlı olarak yüksek olduğunu belirtmişlerdir (45). Aykaç (26) yaptığı çalışmada, MetS (+) ve MetS (-) gruptaki hastaların VKİ değerine göre KTS görülme sıklıkları ve şiddetlerini sağ ve sol elde ayrı ayrı hesaplayarak, her iki el için de benzer sonuçlar elde etmiştir, ağır KTS grubundaki hastaların VKİ ortalamalarını; KTS (-), hafif KTS ve orta KTS gruplarının VKİ ortalamalarından anlamlı şekilde yüksek bulmuştur. Bizim yaptığımız çalışmada, MetS (+) gruptaki hastaların VKİ değerleri MetS (-) gruba göre anlamlı düzeyde yüksektir. Balcı ve ark. (25) yaptıkları çalışmada, KTS’li hastaların %75’inde MetS saptamışlardır ve MetS (+) hastalarda KTS’nin daha şiddetli olduğunu belirtmişlerdir. Biz de çalışmamızda Balcı ve ark. (25) benzer şekilde KTS’li hastaların %75,5’inde MetS saptadık fakat istatistiksel olarak MetS ile KTS şiddeti arasında bir ilişki saptayamadık.

Aykaç çalışmasında MetS (+) grup ile MetS (-) gruptaki hastaların sağ ve sol ellerinde ayrı ayrı karşılaştırmalar yapmış, her iki el için de MetS (+) grupta KTS görülme sıklığını istatiksel olarak anlamlı yüksek bulmuştur (26). Bizim çalışmamızda MetS (+) grup ile MetS (-) gruptaki hastaların sağ ve sol ellerinde yapılan karşılaştırmalarda her iki el için de MetS (+) grupta KTS görülme sıklığı istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur. Şiddete göre iki el için yaptığımız ayrı ayrı karşılaştırmalarda ise her iki elde hafif ve ağır KTS görülme oranları arasında MetS (+) hasta grubunda anlamlı farklılık gözlenmezken, aynı hasta grubunda orta şiddette KTS saptanma oranını anlamlı yüksek bulduk. Ayrıca iki taraflı KTS görülme oranına baktığımızda MetS (+) grupta anlamlı bir yükseklik saptadık.

MetS (+) hasta grubunda KTS sıklığı artmış olarak bulunmuş fakat cinsiyete ve yaşa göre KTS görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Cinsiyet ve yaştan bağımsız olarak MetS, KTS için bağımsız risk faktörüdür diyebiliriz.

2005 UDV MetS tanı kriterlerine göre yapılan sınıflamada çalışma grubunun %58,8’ inde MetS saptanmıştır (42). Bu oran toplum tabanlı çalışmalara göre daha yüksek bulunmuştur. Bu bulgu MetS-KTS ilişkisini desteklemektedir. Literatürle uyumlu olarak kadınlarda MetS görülme oranı erkeklere göre daha yüksektir. MetS (+) grupta abdominal obezite %97,8 bulunmuş olup, bu bulgu MetS tanı kriterleri içinde abdominal obezitenin mutlak gerekliliğini açıklar niteliktedir.

KTS (+) ve MetS (+) gruplara bakıldığında VKİ ile ilişki saptanmıştır. Ancak KTS şiddeti ile VKİ arasında ilişki görülmemiştir.


SONUÇ

MetS’nin, değişen yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının da etkisi ile toplumlarda gittikçe arttığı yapılan çalışmalarda gözlenmektedir. Özellikle obez olan MetS’li hastalarda kardiyovasküler hastalık ve tip 2 DM gelişim riski dışında, KTS’nin de sık görülebileceği düşünülmelidir. KTS saptanmış olan obez hastalarda KTS’ye yönelik uygulanabilecek tedavinin dışında hastalarda MetS bulunabileceği akılda tutularak hastaların iç hastalıkları polikliniğine yönlendirilmesinin de uygun olacağı düşüncesindeyiz. Ayrıca MetS’li hastalarda, KTS’nin hangi fizyopatolojik mekanizma ile oluştuğunun açıklanabilmesi için, fizyopatolojiyi araştırmaya yönelik çalışmalar yapılması gerektiğine inanmaktayız.

Etik

Etik Kurul Onayı: İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden  karar no: 146 ile etik kurul onayı alındı.

Hasta Onayı: Çalışma için tüm hastalardan bilgilendirilmiş onam formu  alındı.

Yazarlık Katkıları

Konsept: Ş.U.A., A.T., Dizayn: Ş.U.A., A.T., Veri Toplama veya İşleme: Ş.U.A., A.Y., Analiz veya Yorumlama: Ş.U.A., A.T., A.Y., Literatür Arama: Ş.U.A., A.Y., Yazan: Ş.U.A., A.T.

Çıkar Çatışması: Yazarlar tarafından çıkar çatışması bildirilmemiştir.

Finansal Destek: Yazarlar tarafından finansal destek almadıkları bildirilmiştir.


  1. Şenel K. El ve El Bileği Ağrısı. ed: Beyazova M, Gökçe-Kutsal Y. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon. Güneş Kitabevi Ltd Şti  2000;2:1455-64.
  2. Wong S, Griffith J, Hui A, Tang A, Wong K. Discriminatory sonographic criteria for the diagnosis of carpal tunnel syndrome. Arthritis Rheum 2002;46:1914-21.
  3. D’Arcy CA, McGee S. Does this patient have carpal tunnel syndrome? JAMA 2000;283:3110-7.
  4. Tanaka S, Wild DK, Seligman PJ, Behrens V, Cameron L, Putz-Anderson V. The US prevalence of self-reported carpal tunnel syndrome. Am J Public Health 1994;84:1846-8.
  5. Stevens JC. The electrodiagnosis of carpal tunnel syndrome. American Association of Electrodiagnostic Medicine. Muscle Nerve 1997;20:1477-86.
  6. Burke DT, Burke MAM, Bell R, Stewart GW, Mehdi RS, Kim HJ. Subjective Swelling : A New Sign for Carpal Tunnel Syndrome. Am J Phys Med Rehabil 1999;78:504-8
  7. Tüzün F, Ünalan H. Tuzak Nöropatileri. Elektroterapi, İ.Ü. Cerrahpaşa Tip Fak. FTR A.B.D. İstanbul 1999;1-5, 19-25.
  8. Özel S, Öken Ö. Oğuz H, Dursun E, Dursun N (editörler). Periferik sinir lezyonları, Tıbbi Rehabilitasyon. Nobel Tıp Kitabevleri 2004:665-94.
  9. Rengachary SS. ed: Wilkins RH, Rengachary SS. Neurosurgery International ed. The Mc,Graw-Hill Companies Entrapment neuropathies 1996:3073-98.
  10. Ertekin C. Pleksus Brakiyalisten Çıkan Sinirler. Santral ve Periferik EMG Anatomi-Fizyoloji-Klinik. İzmir: Meta Basım Matbaacılık 2006:387-453.
  11. Scoot MG, James IC. Diagnosis and Management of the Metabolic Syndrome: An American Heart Association/National Heart, Lung, and Blood Institute Scientific Statement. Circulation 2005;112:2735-52.
  12. Grundy SM. Metabolic syndrome: A growing clinical challenge. Medscape Cardiol 2004;8:1-12.
  13. Onat A. TEKHARF 2017 Tıp Dünyasının Kronik Hastalıklara Yaklaşımına Öncülük. Edited by Altan ONAT. İstanbul: Logos Yayıncılık 2017:168.
  14. Jablecki CK. Issues & Opinions: Practice parameter for electrodiagnostic studies in carpal tunnel syndrome: Summary statement: American association of electrodiagnostic medicine, american academy of neurology, american academy of physical medicine and rehabilitation. Muscle Nerve 1993;16:1390-1.
  15. Jablecki CK, Andary MT, So YT, Wilkins DE, Williams FH. Literature review of the usefulness of nerve conduction studies and electromyography for the evaluation of patients with carpal tunnel syndrome. AAEM Quality Assurance Committee. Muscle Nerve 1993;16:1392-414.
  16. Kulick RG. Carpal tunnel syndrome. Orthop Clin North Am 1996;27:345-54.
  17. Kouyoumdjian JA, Zanetta DMT, Morita M. Evaluation of age, body mass index, and wrist index as risk factors for carpal tunnel syndrome severity. Muscle Nerve 2002;25:93-7.
  18. Radecki P. Carpal tunnel syndrome: Effects of personal factors and associated medical conditions. Physical Medicine And Rehabilitation Clinics Of North America 1997;8:419-38.
  19. Becker J, Nora DB, Gomes I, Stringari FF, Seitensus R, Panosso JS, et al. An evaluation of gender, obesity, age and diabetes mellitus as risk factors for carpal tunnel syndrome. Clinical Neurophysiology 2002;113:1429-34.
  20. Fowler SB, Moussouttas M, Mancini B. Metabolic syndrome: Contributing factors and treatment strategies. Journal of Neuroscience Nursing 2005;37:220.
  21. Lam N, Thurston A. Association of obesity, gender, age and occupation with carpal tunnel syndrome. Aust N Z J Surg 1998;68:190-3.
  22. Mondelli M, Aprile I, Ballerini M, Ginanneschi F, Reale F, Romano C, et al. Sex differences in carpal tunnel syndrome: comparison of surgical and non‐surgical populations. Eur J Neurol 2005;12:976-8.
  23. Stallings SP, Kasdan ML, Soergel TM, Corwin HM. A case-control study of obesity as a risk factor for carpal tunnel syndrome in a population of 600 patients presenting for independent medical examination. J Hand Surg Am 1997;22:211-5.
  24. Tanaka S, Wild DK, Cameron LL, Freund E. Association of occupational and non‐occupational risk factors with the prevalence of self‐reported carpal tunnel syndrome in a national survey of the working population. AmJ Ind Med 1997;32:550-6.
  25. Balci K, Utku U. Carpal tunnel syndrome and metabolic syndrome. Acta Neurol Scand 2007;116:113-7.
  26. Aykaç S. Karpal tünel sendromu ile metabolik sendrom arasındaki ilişki. Taksim Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği 2010:55-8.
  27. Bagatur AE, Zorer G: The carpal tunnel syndrome is a bilateral disorder. J Bone Joint Surg Br 2001;83:655-8.
  28. Bozkurt G. Periferik Sinir Tuzak Nöropatileri. Türk Nöroşirurji Dergisi 2005;15:206-19.
  29. Gündüz OH, Yılmaz L, Bodur H. İleri Yaş Grubunda Elektrofizyolojik İncelemeler. Türk Geriatri Dergisi 2002;5:135-7.
  30. Szabo RM, Madison M. Carpal tunnel syndrome. Orthop Clin North Am North Am 1992;23:103-9.
  31. Padua L, LoMonaco M, Gregori B, Valente E, Padua R, Tonali P. Neurophysiological classification and sensitivity in 500 carpal tunnel syndrome hands. Acta Neurol Scand 1997;96:211-17.
  32. Gündüz H, Borman P, Bodur H, Uçan H. Karpal tünel sendromlu hastalarda el bilek boyutları, klinik ve elektrodiagnostik özellikler. Türk Fiz Tıp Rehab Derg 2003;49:22-6.
  33. Ertekin C. Santral ve Periferik EMG Anatomi-Fizyoloji-Klinik. İzmir: Meta Matbaacılık 2006:403-27.
  34. Nadler SF, Schuler S, Nadler JS. Cumulative trauma disorders. In: Delisa JA. Physical Medicine & Rehabilitation Principles and Practice 2005:615-63.
  35. Posch J, Marcotte D. Carpal tunnel syndrome: an analysis of 1201 cases. Orthop Rev 1976;5:25-35.
  36. Oh SJ. Clinical electromyography. 2.baskı. USA: Williams & wilkins 1993:78-83,496-574.
  37. Preston DC, Shapiro BE. Median neuropathy. Electromyography and Neuromuscular Disorders Clinical Electrophysiologic Correlations. 3rd Edition. 1998:235-64.
  38. Kaymak B, Özçakar L. Karpal tünel sendromu. Hacettepe Tıp Dergisi 2007;38:141-6.
  39. Third Report of the National Cholesterol Education Program (NCEP) Expert Panel on Detection, Evaluation, and Treatment of High Blood Cholesterol in Adults (Adult Treatment Panel III) final report. Circulation 2002;106:3143-421.
  40. Kozan O, Oguz A, Abaci A, Erol C, ngen Z, Temizhan A, et al. Prevalence of the metabolic syndrome among Turkish adults. Eur J Clin Nutr 2007;61:548-53.
  41. Metabolik Sendrom araştırma grubu. METSAR Sonuçları. XX.Ulusal Kardiyoloji Kongresi. Antalya, 2004.
  42. International Diabetes Federation. Worldwide definition of the metabolic syndrome. Available at: http://www.idf.org/webdata/docs/ IDF_Metasyndrome_ definition .pdf. Accessed August 24, 2005.
  43. Kouyoumdjian JA, Morita MPA, Rocha PRF, Miranda RC, Gouveia G. Body mass index and carpal tunnel syndrome. Arq Neuropsiquiatr 2000;58:252-6.
  44. Werner RA, Albers JW, Franzblau A, Armstrong TJ. The relationship between body mass index and the diagnosis of carpal tunnel syndrome. Muscle Nerve 1994;17:632-6.
  45. Çolakoğlu MT, Özer H, Oğuz T, Solak Ş, Ağaoğlu S. Karpal Tünel Sendromlu Hastalarda Beden Kitle İndeksi Ve Şiddetin Değerlendirilmesi. Artroplasti Artroskopik Cerrahi 2004;15:81-4.